Primary Links:

Kullanıcı girişi

Bir denizcinin dilinden...

bir denizcinin dilinden...

“akıntı seyri aşkı gösterirken; alabora olmamak için; alesta vaziyet beklersin... ığıl ığıl yokolmamak için sığınacak bir liman lazımdır...

yelkeler pupa, tam yol ileri ulaşırsın... vardıktan sonra istediğin tek birşey vardır: “izbarco ile tutunup sarılmak o mucizeye... “

zincirin bir baklası kopsa da kurtarırsın kendini; çünkü yüreğine işlemiştir artık o tılsım... bandrası gönlünün en derinlerine asılmıştır...

hayatın cundasına asılı kalmış ruhunun dermanı, artık sadece her gece üzerine örteceğin yıldızlarda saklıdır...

bundan sonra sana kalan çamçakla toplamaktır anıları... ve yerleştirmek gözlerindeki gülücüğe...

çımariva dizilir dostlar; şahit sadece sensindir...

flasalarla oluşturmuşsundur artık mutluluk halatını...

flok hazırdır mucizede; deniz, yıldızlar ve sen...

“fundo!” dersin artık ve atarsın demiri; çünkü sen gitmek zorunda olsan da mucize çoktan yerleşmiştir; güvertene, kamaralarına, heryere...

mucize; Dadya...”

Hande Hatice Coşan

alesta : hazır

izbarco : çok önemli bir bağ, düğüm

bandra : milliyeti gösteren sancak

cunda : uç

çamçak : teknede biriken suyu toplamak için yapılmış bir cins kepçe

çımariva : yanyana

flasa : halatı meydana getiren ince ip

flok : baş tarafa çekilen üç köşe yelken

fundo : demirlemek için verilen komut